Son zamanlarda danışanlarımdan ve öğrencilerimden sıkça duyduğum bir soru var.”Okült astrolojide kedi neden Venüs yönetimindedir?” diye.Bu soruyu aydınlatmak ve literatüre küçük de olsa bir katkı sağlamak adına bir değerlendirme yapmak istedim. Aşağıda astroloji, ezoterizm, sembolizm ve mitoloji perspektifinden, farklı kültür ve öğretileri de kapsayarak kedinin neden Venüs gezegeni ile ilişkilendirildiğini detaylıca inceleyeceğiz.
Astrolojide Kediler ve Gezegen Yönetimleri
Astrolojide, özellikle okült ve ezoterik yorumlarda, belirli hayvanların belirli gezegenlerin “yönetiminde” olduğuna dair sembolik eşleştirmeler bulunur. Bu, söz konusu hayvanın özelliklerinin ilgili gezegenin nitelikleriyle örtüştüğü fikrine dayanır. Kedi, gizemli ve bağımsız doğasıyla, okült astrolojide çoğunlukla Venüs ile ilişkilendirilir. Peki neden Venüs? Venüs astrolojide aşk, güzellik, çekicilik, uyum, dişil enerji ve zevk prensibini temsil eder. Kedilerin zarafet, sıcaklık arayışı ve kendi bağımsızlıklarını korurken insanlarla kurdukları sevgi dolu ama seçici ilişkiler, onları Venüsyen niteliklerle özdeşleştiren özelliklerdir.
Nitekim birçok astrolojik ve büyüsel kaynak, kediyi Venüs yönetiminde sayar. Örneğin geleneksel bazı astrolojik correspondance (eşleştirme) tablolarında Venüs’e atfedilen hayvanlar arasında kedi de zikredilir. Modern bir derleme olan Jen Deer’ın “Venüs Correspondences” listesinde Venüs ile ilişkili fauna arasında “cats, deer, doves, and swans” (kediler, geyikler, güvercinler ve kuğular) sayılmaktadır . Bu liste, Venüs’ün yumuşak, zarif, sevgi dolu doğasına uygun hayvanları temsil eder. Kedi de burada Venüs’ün estetik ve çekicilik temasına uyacak şekilde yer almıştır.
Öte yandan, klasik astroloji literatüründe kedinin farklı gezegenlerle ilişkilendirildiği de görülür. Rönesans dönemi okültisti Heinrich Cornelius Agrippa, “Occult Philosophy” (Gizli Felsefe) eserinde hayvanları gezegenlere göre sınıflandırırken kediyi birden fazla kategoriye koymuştur. Agrippa’ya göre kediler, göz bebeklerinin büyüyüp küçülmesinin Ay’ın devresine uyum sağladığı inancıyla Ay (Luna) karakterinde sayılır.”Cats also are Lunary, whose eyes become greater or less according to the course of the Moon” diye yazar Yani kedilerin gözlerinin büyüyüp küçülmesi Ay’ın hallerine benzetilmiştir. Ayrıca Agrippa kedilerin gece avlanan, yalnız ve içe dönük yapısından dolayı onları Satürn karakterinde de ele alır.Gececi ve yalnız tabiatlı bütün hayvanları listelerken “Of these kinds therefore are… the Cat…” diyerek kediyi Satürn’e özgü melankolik ve münzevi hayvanlar arasında saymıştır . Görüldüğü üzere, tarihsel kaynaklar kediyi farklı yönleriyle Ay veya Satürn gibi gezegenlere de yakıştırmıştır.
Ancak okült astrolojide Venüs vurgusu, kedinin sembolik ve mitolojik çağrışımlarından beslenir. Yani kedinin dişil enerji, sevgi ve estetik ile özdeşleştirilen yönü ön plana alınır. Aslında Ay veya Satürn gibi gezegenlere atfedilen kedi imgesi, kedinin gizemli, gececi ve sezgisel yanını vurgularken; Venüs’e atfedilen kedi imgesi ise kedinin sıcaklık, zevk ve dişil cazibe barındıran yanını vurgular. Okült tradisyon içinde zamanla baskın gelen görüş, kedinin Venüs yönetiminde olduğu yönündedir . Bu yorumda, kedinin tarih boyunca aşk ve güzellik tanrıçalarıyla olan bağlantısı büyük rol oynar ki bunu mitolojik örneklerle inceleyelim.
Mitoloji ve Dişil Arketipler: Kedinin Tanrıçalarla İlişkisi
Kediler, birçok kadim kültürde dişil tanrıçaların simgesi veya onlara eşlik eden hayvanlar olarak karşımıza çıkar. Bu durum, kedinin Venüs benzeri aşk ve güzellik arketipleriyle özdeşleştirilmesinin temel nedenlerindendir.
Mısır tanrıçası Bastet, kedigillerle özdeşleşmiş en ünlü ilahlardandır. Eski Mısır’da başlangıçta savaşçı bir aslan tanrıça olarak görülen Bastet, M.Ö. 2. binyıldan itibaren evcil kedi formunda tasvir edilmeye başlandı. Zamanla Bastet’in yumuşak ve koruyucu yönleri ön plana çıktı.Özellikle aileyi ve doğurganlığı koruyan, neşe ve müzik getiren bir tanrıça olarak kabul gördü. 20. hanedanlıktan itibaren Bastet, doğurganlık, müzik ve sevgi ile bağlantılı bir tanrıça haline gelmiştir . Antik Mısır’da kediler onun kutsal hayvanıydı.Evlerde beslenen kediler Bastet’in bir yansıması kabul edilir ve öldüklerinde mumyalanıp ona adanırdı . Kedilere zarar vermek ölüm cezası ile sonuçlanabiliyordu.
Bastet’in “aşk, güzellik, doğurganlık ve neşe” gibi Venüsyen temaları temsil etmesi, kedinin bu yöneticilerle bağdaştırılmasına zemin hazırlamıştır. Kedinin dişil çekiciliği, sevecen ama bağımsız doğası Bastet kültünde yüceltilmiş, böylece kedi sembolü sevgi dolu dişil enerji ile özdeşleşmiştir. Mısır’dan çıkan bu güçlü imge, sonraki ezoterik geleneklerde de kediyi Venüs’ün alanına yerleştirme eğilimini desteklemiştir.

İskandinav mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası Freyja, kedilerin çektiği bir arabayla seyahat eder. Freyja, İskandinav panteonunda aşk, cazibe, bereket ve büyü ile ilişkilendirilen çok yönlü bir tanrıçadır. Efsaneye göre Freyja’nın arabasını gökyüzünde iki büyük kedi çeker ve tanrıça nereye giderse bu kediler ona eşlik eder . Bu kedilerin isimleri kaynaklara göre Bygul ve Trjegul olarak geçer ve çoğu tasvirde gri-mavi orman kedileri şeklinde betimlenir. Freyja’nın kedileri, onun bereket ve aşk dağıtan doğasının sembolik bir uzantısı gibidir. İki kedi tarafından çekilen araba imgesi, kedinin kadim Kuzey geleneğinde bir aşk tanrıçasının kutsal hayvanı mertebesine yükseldiğini gösterir . Freyja da Venüs’e benzer şekilde güzellik, dişil çekim ve tutku kavramlarıyla anıldığı için, bu mitolojik motifte kedi doğrudan Venüsyen bir figürle bağlantılanmış olur. İskandinav halklarının Freyja’nın kedilerine atfettikleri önem o kadar büyüktü ki, günlük hayatta kedilere iyi davranmak tanrıçanın şefkatini kazanmak için önemli sayılırdı. Bu efsane, Batı ezoterizmine aşina okültistlerin gözünde kedinin Venüs (Aphrodite) arketipiyle eş tutulmasına katkı sağlamıştır.

Antik Yunan ve Roma’da doğrudan “kedi” figürü, Mısır veya İskandinavya’daki kadar merkezî değildi.Zira Yunanlar kediden ziyade gelinciği evcil hayvan olarak benimsemiş ve kediler daha sonradan yayılmıştır. Yine de Greko-Romen mitolojide dolaylı örnekler mevcuttur. Örneğin bir öyküde tanrıça Artemis (Roma’da Diana) dev canavar Typhon’dan kaçarken kedi formuna bürünür. Her ne kadar Artemis bir aşk tanrıçası olmasa da, onun ay ve avcılık tanrıçası olarak kedi formunu alması, kedinin ilahi dişil güçlerle ilişkilendirilebileceğine dair bir sembolizm sunar. Ayrıca büyücülük tanrıçası Hekate’nin yardımcı ruhunun bir dişi kara kedi olduğu anlatılır. Bu kara kedinin, Hera’nın hizmetkârı Galinthias’ın cezalandırılıp kediye dönüştürülmesiyle Hekate’ye eşlik ettiği söylenir. Hekate figürü aslında daha çok ay ve yeraltı ile bağlantılıdır.Ancak burada da kedi, dişil bir tanrıçanın mistik refakatçisi rolündedir. Bu örnekler, kedinin Batı kültüründe de gizemli dişil enerji ile bütünleşen bir imgeye sahip olduğunu göstermektedir.
Bir diğer ilginç mitolojik bağlantı, Hint geleneklerinde karşımıza çıkar. Hindu halk inancında, özellikle Bengal bölgesinde, Şaşthi (Shashthi) adında bir doğurganlık ve çocuk koruyucu tanrıça vardır. Şaşthi, ikonografide kucağında çocuk taşıyan anaç bir kadın olarak tasvir edilir ve vasıta hayvanı (vahana) bir kedidir . Hatta kimi tasvirlerde Şaşthi’nin yüzünün kedi şeklinde olduğu bile belirtilir. Yeni doğum yapan anneler ve çocuklar için koruyucu kabul edilen bu tanrıçaya adanan ritüellerde, kara bir kediye de saygı gösterilir.Zira o kedi Şaşthi’nin sembolik temsilidir . Görüldüğü gibi, Hint geleneğinde de kedi, bereket ve annelikle ilişkilendirilen kutsal dişil gücün bir yansımasıdır. Bu, Vedik astrolojide kedinin mutlaka Venüs ile eşleştirildiği anlamına gelmez (hatta bazı klasik metinlerde kedi Güneş veya Satürn ile ilişkilendirilmiştir).Ancak ezoterik açıdan bakıldığında Şaşthi’nin kedisi yine Venüsyen temalar olan doğurganlık, koruyuculuk ve dişil sevgi kavramlarını destekleyen bir sembol olarak görülebilir.
Özetle, farklı coğrafya ve inanç sistemlerinde kedi, aşk, güzellik, bereket ve koruyucu dişil güç ile bağlantılı figürlerin yanında yer almıştır. Mısır’ın Bastet’i, İskandinavya’nın Freyja’sı, Hindu geleneğinin Şaşthi’si hep kediyi kendi sevgiyi ve hayatı besleyen güçlerinin simgesi yapmıştır. Bu mitolojik arka plan, astrolojik sembolizmde kedinin Venüs yönetiminde sayılmasını hem zenginleştirmekte hem de gerekçelendirmektedir.
Hermetik ve Ezoterik Astroloji Geleneğinde Kedi
Batı ezoterizminde Rönesans dönemi hermetik yazarları ve sonrasındaki okültistler, gezegenlerin doğal nesnelerle ilişkisine dair kapsamlı listeler yapmışlardır. Marsilio Ficino gibi Rönesans’ın ünlü Platoncu filozofları, gezegenlerin sadece birer gökcismi değil aynı zamanda kozmik güç merkezleri olduğuna inanır ve “sempatik bağlar” yoluyla dünyadaki belirli nesnelerin belirli gezegenlerle uyum içinde titreştiğini savunurlardı . Ficino, Satürn’ün melankolisinden korunmak için Venüs ve Jüpiter’in neşeli etkilerine sığınmaya çalışmış; evini Venüsyen ve Jüpiteryen objelerle (güzel sanatlar, hoş kokular, çiçekler gibi) donatmıştır . Ona göre her gezegenin “sevdiği” nesneler vardı ve bu nesneler o gezegenin enerjisini çekiyordu . Örneğin Venüs gülleri sever diye yazmıştır; güller, bakır gibi madenler, güzel kokular Venüs’e ait sayılırdı . Bu bağlamda, hayvanlar da gezegenlerle eşleştirilmiştir. Kedinin yumuşak kürkü, sıcak ortamlarda bulunmayı sevmesi, mırıldayarak huzur ifadesi, estetik duruşu ve sevecen olabildiği kadar başına buyruk karakteri Venüs’ün “sevdiği” nitelikler olarak görülebilir. Bu nedenle bir hermetik filozof, evinde bir kedi beslemenin de Venüsyen etkiyi çekebileceğini düşünebilirdi – tıpkı güller veya bakır objeler bulundurmak gibi. Nitekim Marsilio Ficino ve dönemin okült filozofları, “gezegenler ile uyumlu nesneler” fikrini yaygınlaştırarak astrolojik sembolizmde bu tür ilişkilendirmeleri sistemleştirmişlerdir.
Yukarıda değindiğimiz Agrippa da bu hermetik geleneğin parçasıydı ve kedinin farklı gezegensel yönlerini listelerinde not düşmüştü . Ancak 19. yüzyıla gelindiğinde, okültizm sahnesinde Theosophical Society (Teozofi Cemiyeti) gibi hareketlerle birlikte kedi imgesine farklı vurgu noktaları eklenmiştir. Helena P. Blavatsky gibi teozofist yazarlar, kedilerin sıradan bir hayvan olmadığını, astral âlemlere açık, gizemli varlıklar olduğunu ileri sürmüşlerdir. Blavatsky, kedilerin “dünyevi olmayan kadim bir bilgeliği içlerinde taşıdığını” ve manyetik auralarında kozmik sırlar barındırdığını yazarak onları “Ay’ın bilgeliğinin yaşayan kıvılcımları” şeklinde tanımlamıştır . Görüldüğü üzere teozofist bakış, kediyi daha çok Ay ve psişik güçlerle ilintili görme eğilimindedir (kedinin gece görüşü, gizemli hissiyatı vb. sebebiyle). Aslında bu görüş, bir bakıma Agrippa’nın Lunary (Ay’a ait) sınıflamasına paralel düşer. Ancak okült astrolojinin tamamına baktığımızda, bu lunar vurgu ile Venüsyen vurgu birbirine zıt değil, tamamlayıcı olarak görülebilir. Teozofistlerin vurguladığı kedinin mistik sezgisi ve görünmeyen alemlere duyarlılığı, sonuç olarak dişil enerji ve sevgi prensibiyle (Venüs’ün ruhsal sevgi ve şefkat temasıyla) örtüşmektedir. Bir başka deyişle, kedi hem Ay’ın gizemine hem Venüs’ün sevgisine atıf yapan çift yönlü bir sembol olarak değerlendirilebilir.
20. yüzyılın önde gelen ezoterik yazarlarından Manly P. Hall, “All Ages’ın Gizli Öğretileri” adlı kapsamlı eserinde farklı kültürlerdeki hayvan sembollerini ele almıştır. Hall, antik Mısır’dan bahsederken “bazı hayvanların bazı inisiyeler tarafından kutsal kabul edildiğini” belirtir ve kedinin Bastet’le bağlantısından söz eder . Ona göre eski Mısırlılar nazarında kedi, sadece evcil bir hayvan değil, aynı zamanda gizemli yaşam gücünün bir taşıyıcısı idi. Hall, eski büyü uygulamalarında kedilerin, yılanların ve maymunların medyumlar tarafından özel amaçlar için kullanıldığını, çünkü bu hayvanların belirli yaşam enerjilerini özümseyip yönlendirebildiklerinin düşünüldüğünü aktarır . Bu noktada Hall’un anlatımı, kedinin okült anlamda ne denli güçlü bir simge olarak görüldüğünü vurgular. Kedinin “kendine has manyetik bir çekimi ve psişik bir titreşimi” olduğu inancı, onu büyücüler ve simyacılar için de önemli bir hayvan kılmıştır. Orta Çağ ve Yeni Çağ okültisminde cadılarla özdeşleştirilen kara kedi imgesini de bu çerçevede düşünebiliriz: Cadılar (özellikle kadın ezoterik figürler), Venüsyen dişil güç ile ayinsel bilgeliği birleştirirken yanlarında kedi famulus (yoldaş) bulundurmuşlardır. Bu kara kediler bir yandan Ay’ın gecesine, öte yandan Venüs’ün cadıdaki tezahürüne eşlik eden fiziksel araçlar gibidir. Örneğin, Avrupa folklorunda cadıların kedileri onlara büyü yaparken yardımcı olan ruhlar olarak tasvir edilirdi .Bu hikâyelerde kedi hem uğur hem uğursuzluk taşıyıcısı olabilirdi, tıpkı Venüs’ün hem çekici hem gölgeli yönleri gibi.
Tüm bu hermetik ve ezoterik kaynaklarda ortak payda, kedinin sıradan bir hayvanın ötesinde, kozmik bir sembol olduğudur. Kedi güzellik, sevgi ve sıcaklık gezegeni Venüs’ün alanına konduğunda, onun temsil ettiği estetik, cazibe, huzur ve dişil enerji temalarını yansıtır halde yorumlanır. Ezoterik astrolojide kedinin Venüs yönetiminde kabul edilmesi, binyılların mitolojik mirası ve okült düşünürlerin sembolik iç görülerinin birleştiği bir sonuçtur.
Psikolojik ve Sembolik Perspektif: Kedinin Dişil Doğası
Astrolojik sembollerin yalnızca dışsal mitlerle değil, içsel psikolojik gerçekliklerle de bağlantısı vardır. Ünlü psikolog Carl G. Jung ve takipçileri, mitolojik imgelerin kolektif bilinçdışının arketipleri olduğunu söyler. Kedi figürü de psikolojide belirli arketipsel anlamlar taşır ve bu anlamlar Venüs’le ilişkimizi kavramakta yardımcı olabilir.
Jung’un kuramında her erkekte anima (içsel dişil), her kadında animus (içsel eril) arketipi bulunur. Anima, dişil yönün, hissiyatın, şefkatin ve sezginin içsel temsilcisidir. Kediler, Jungcu analistler tarafından çoğu zaman içgüdüsel dişiliğin sembolü olarak yorumlanır . Analitik psikoloji literatüründe kedinin bağımsız ama alıcı doğası, sezgisel ve gizemli tavırları dişil psişenin yönlerini temsil eder. Örneğin bir Jungiyen terapist Andy Drymalski, rüyalarda görülen hayvanları analiz ettiği makalesinde “Cats… are symbols of the instinctual feminine. They can symbolize our feelings, but also the maternal instincts of nurturance, self-protection, and protection of offspring.” (Kediler içgüdüsel dişilin sembolleridir. Bizim duygularımızı, ayrıca şefkat gösterme, kendini ve yavruları koruma gibi annelik içgüdülerimizi simgeleyebilirler) diye açıklar . Bu tespit, kedinin özelliklerini adeta Venüs’ün astrolojik doğasıyla örtüştürmektedir: Venüs de astrolojide duyguları, şefkati, ilişki kurma ihtiyacını, estetik duyarlılığı ve dişil yaratıcı güçleri simgeler. Kedinin şefkat gösterirken bile bağımsızlığını koruması, insanlar üzerinde huzur ve sevgi hissi uyandırması ancak asla köleleşmemesi, tam da sağlıklı Venüsyen enerjinin bir yansıması gibidir (kendini sevme ve başkasını sevme dengesini kurmak gibi).
Ayrıca Jung’un öğrencilerinden Marie-Louise von Franz, The Cat: A Tale of Feminine Redemption gibi çalışmalarında kedinin sembolik olarak ambivalent (ikircikli) bir doğası olduğundan bahseder . Von Franz’a göre kedi tıpkı yılan gibi hem uğurlu hem uğursuz imgelere bürünebilir; bazen bereket ve şifa getirirken, bazen de uğursuzluk veya büyü ile anılabilir. Bu ikili doğa, kedinin dişil arketip içindeki “Işık ve Gölge” yanları temsil etmesinden kaynaklanır. Dişil arketip (Venüs arketipi de diyebiliriz) bir yandan sevgi, güzellik ve uyum getirirken, öte yandan aşırıya kaçtığında tembellik, aşırı haz düşkünlüğü veya kıskançlık gibi gölge yönler doğurabilir. Kediler de bir yandan sıcak kanlı ve şefkatli olabilir, diğer yandan canları istemezse mesafeli veya umursamaz davranabilir. Bu, Venüs’ün astrolojik karakterindeki iki yönlülüğe benzer.Venüs iyicil bir gezegen olsa da, gölge yönünde hazza düşkünlük, sahiplenme, rehavet getirebilir. Kedinin bu karakteri psikolojik açıdan incelendiğinde, bize kendi Venüsyen doğamız hakkında da fikir verir. Mesela, rüyasında kedisini kaybettiğini gören birine Drymalski, “feminine instincts” (içindeki dişil sezgi ve duygular) ile bağının zayıfladığını, hayatında sevgi veya içsel huzur eksikliği yaşadığını, bunları tekrar kazanmak için çaba harcaması gerektiğini söyler . Benzer şekilde, gerçek hayatta da bir insanın kediye karşı tutumu, kendi dişil enerjisiyle ilişkisine dair ipuçları barındırabilir.

Psikoloji perspektifinden toparlarsak ; Kedi sembolü, insan psişesinde Venüs’ün arketipsel karşılığı olan anima ve dişil enerjiyle rezonans halindedir. Kedinin temsil ettiği bağımsız ama şefkatli sevgi, estetik duruş, duyulara hitap eden yumuşaklık (kürkün verdiği sıcaklık hissi, mırıltısının huzuru) ve gizemli cazibe, hep Venüsyen temalardır. Bu nedenle kedi, yalnız mitolojik veya astrolojik olarak değil, psikolojik düzeyde de Venüs’ün yönettiği değerlerle ilişkilendirilir.
Kedinin Venüsyen Sırrı
Tüm bu anlatılanlar ışığında, okült astrolojide kedinin Venüs yönetiminde olmasının ardındaki çok katmanlı gerekçeyi görebiliriz. Bir yanda mitolojik miras vardır.Kedi, antik çağlardan beri dişil aşk ve bereket tanrıçalarının simgesi olmuş, böylece Venüs arketipiyle özdeşleşmiştir. Mısır’ın sevgi dolu koruyucu tanrıçası Bastet, İskandinavların güzel ve kudretli Freyja’sı, Hint geleneklerindeki anaç Şaşthi -hepsi kediyi Venüsyen değerlerinin bir yansıması kılmıştır. Bir diğer yanda hermetik-esoterik gelenek vardır: Orta Çağ ve Rönesans okültistleri kediyi gezegenlerin sembolik diline dahil etmiş, özellikle de dişil prensipleri temsil eden Venüs’ün doğal bir uzantısı olarak görmüştür. Modern ezoterik yorumlar ve teozoflar bile kedinin ruhsal boyuttaki önemini vurgularken, onu dişil sezgi ve sevgi kavramlarıyla ilişkilendirmiştir. Son olarak psikolojik düzlemde, kedi figürü insanın iç dünyasında Venüsyen anima arketipinin bir sembolüdür; sevgiyi, estetiği ve içsel huzuru temsil eder.
Tüm bu katmanlar üst üste konulduğunda ortaya çıkan tablo şudur; Kedi, sadece biyolojik bir varlık değil, aynı zaman aşkın, güzelliğin ve derin sezgilerin taşıyıcısıdır. Venüs ise astrolojide tam da bu temaların gezegeni olduğundan, kedi-Venüs eşleştirmesi okült gelenekte son derece tutarlı ve anlamlıdır. Kedinin Venüs yönetiminde olması, onun sıcak bir soba kenarında mırıldayan, zarafetle gerinen, sevgi isterken bile asaletini bozmayan doğasına bakınca da sezilebilir. Venüs, yeryüzünde bir hayvan kılığına girse muhtemelen bir kedi olurdu diyebiliriz.Çünkü kedi Venüs’ün değerlerini kürklü bedeninde taşıyan bir elçidir.
Elbette, astrolojik sembolizm mutlak hükümlerden ziyade anlam katmanları sunar. Farklı kaynaklar kediyi farklı gezegenlerle de eşleştirebilir, zira her sembol gibi kedi de çok yönlüdür. Ancak okült ve ezoterik bakış açısı, bize kedinin Venüsyen sırrını fısıldar: Onun gözlerinde güzelliğin ve gizemin ışığı, adımlarında zarafetin ritmi, mırıltısında sevginin şarkısı vardır. İşte bu yüzden okült astrolojide kedi, Venüs’ün yönetimindeki kutsal hayvan olarak anılır .Aşk tanrıçasının sessiz ve asil temsilcisi olarak insana hem dost hem öğretmenlik eder.
Onur Güven
Merak edenler için ek not olarak belirteyim .The Book of Rulerships: Keywords from Classical Astrology LEE Lehman ‘a göre kedi Satürn ; Rex E. Bills The Rulership Book ‘a göre Venüs , Başak , 6. Evdir . Satürn ü niye atfetmiş olabilirler ? sorusunun bir cevabı da Orta Çağ Avrupa’sında kedinin lanetli hayvan olarak kabul edilmesi olabilir Hristiyanlık’ın Avrupa’da yayılmasıyla, özellikle kara kediler, şeytanla ilişkilendirildi Kediler cadılarla birlikte yaşadığı inancıyla toplu olarak öldürüldü Bu kedi kıyımı sonrasında fare ve veba salgınları arttı Bu dönemde kedi, neredeyse lanetli bir hayvan hâline geldi. Bağımsız, yalnız , bazen mesafeli doğası da buna neden olabilir ama makalemde ele aldığım tüm argümanlar nedeniyle temel yöneticinin Venüs olduğu gerçeğini değiştirmez .
Kaynaklar:
• Agrippa, H. C. Three Books of Occult Philosophy. (özellikle Kitap I ve II’de gezegenlerin hayvanları listelenmiştir: kedilerin Ay ve Satürn ile ilişkisinden bahseder) .
• Jen Deer, Venus Correspondences – Venüs’ün astrolojik karşılıkları arasında kedilerin de zikredildiği bir derleme .
• Wikipedia – Freyja maddesi (Norse mitolojisinde Freyja’nın kedilerce çekilen arabası) .
• The Louvre Museum – The Cat Goddess Bastet bilgi notu (Bastet’in zamanla aşk, doğurganlık ve müzik tanrıçasına dönüşmesi) .
• Kashmir Scan Magazine – Goddess Shashti: Protector of Children, Symbol of Fertility (Şaşthi’nin kedi vahanası ve doğurganlık bağlantısı) .
• Drymalski, A. (Jungian analyst), Jungian Psychology Series: Animals (Part II) – Kedilerin içgüdüsel dişiliği temsil etmesi üzerine analiz .
• Mystic Medusa, Marsilio Ficino’s Cures For Saturn – Ficino’nun Venüsyen öğeleri kullanarak Satürn etkisinden korunma yöntemi ve gezegenlerin “sevdiği” nesneler fikri .
• Blavatsky’nin kedi ile ilgili görüşleri (aktaran Theosophy Trust sitesi) – kedinin “Ay’ın bilgeliğinin kıvılcımı” oluşuna dair yorum .

