OKÜLT ASTROLOJİDE İNANÇ SİSTEMLERİ VE MORFOGENETİK KODLANMANIN ÖNEMİ

İman ve inancın kökeninde ,doğumdan mezara, ezelden ebede aslında emin olmak, sığınma ihtiyacı tabii olarak yatmaktadır. Bu husus; sosyolojik manada , basit klan toplumları ile birlikte ele alındığında net olarak anlaşılmaya başlıyor. Her klanın kendine ait totemi, Tanrısı var ve bunun tüm evreni yaratmış olduğu var sayılıyor. Dilerseniz,Egzogami; dışarıdan evlenme ve Mana inancından bahsedelim .Evrenin tamamının putlaştırdığı ilah tarafından yaratıldığına inanıyorlar . Eğer bulunduğu coğrafya ve sosyolojik unsurlarda vahşi yaşam aktif ise ve güç merkezi yüceltilmişse , Tanrısı hiddetli,otoriter ve nüfuzlu oluyor . Hatta , kurt, kaplan , ayı gibi vahşi ve Marsiyen özellikteki hayvanlar yüceltiliyor. Bu tarz coğrafyalarda,Savaş ve Güç Tanrısına yönelim oluyor, resmediliyor,heykelleştiriliyor. Şayet bu yönelimler , farklı coğrafyalarda tavşan, kurt, ayı, kaplan , aslan , maymun,kuş , Ay, gezegenler, Güneş ,Yıldızlara kadar uzanıyor. Her toplum, kendi taptığının , bütün görünen alemin yaratıcısı olduğunu kabul ediyor. Taptığı Totemi , yüceltiyor ve Tanrısal olarak ilan ediyor. Hatta öyle ki, İslamiyet öncesi, Mekke Müşriklerinin kurabiye den Tanrılar yapıp taptıkları ve sonra onu yedikleri rivayet ediliyor.

Egzogamide, daima dışarıdan, uzaktan birisiyle evlenilir. Bu ise, inancın yayılması ve çeşitlendirilmesine katkı sunmaktaydı.Bu kök bilgi, genetik sarmallar ile günümüz nesillerine kadar işledi ve şu an insanda sadır olan unsurların izhar olması ile doğrudan ilintili oldu. Bu da ‘ Mitoloji’ nin doğmasında hiç şüphesiz çok etkili oldu ve hatta etimolojinin ,sözcüklerin gelişmesine, büyüyüp kilo almasına , bir başka sözcükler ile evlenmesine ,yayılmasına hatta bazılarının ölmesine neden oldu. Ancak günümüzde sanırım bu ‘klan ‘ inancı bir şekilde devam ediyor ve geçmiş zamanlarda olan ‘ panteon kültü ‘ ya da başka deyişle ‘ gezegen tapıcılığı ‘ devam ediyor. Antik zamanlarda ,Yaratıcı nın her bir isim, sıfatı, evrensel bir yasa olarak görülüyor ancak ilerledikçe her biri Tanrı olarak görülmeye başlanıyor ve gezegenler ile bütünleştiriliyor . Bu, Panteon Kültüdür (The Cult of the Pantheon) Bunların gökten inen El iller ya da Nefiller(nephilim), diye sınıflandırılmaları da söz konusudur. Sümer in anlamı ise, gözcüler yani Nephilimler in ülkesidir.  Tüm Bilgiler ‘ de başrol  onlara aittir.Başlarını Anu(Kronos) ve Enlil(Zeus)çekmektedir. Bugün , Savaş Tanrısı Mars (Ares ya da Nergal) , haberci Tanrı Merkür ( Hermes, Nabu) gibi…

Hatta Kâbe deki putlardan olan Zeus, ‘uzza’ olarak bilinmekte olup güç kuvvet , üstünlük anlamına gelen ibranice , Azeez ismi ile kökdeştir. Bu isim de hemen hemen herkesin bileceği Kuranı Kerim’de geçen ‘El Aziyz’ ( İzzet ve güç sahibi ) ismidir. Azazil ( Şeytanın ismi ) nin de , Azeez ( Tanrı tarafından Desteklenmiş) isminin de yukarıdaki İlahi isim ile bağlantısı olduğunu ayrıca aktaralım. Bu da demek oluyor ki, ilahi unsurlar, şer, hayır,kötü,iyi, güç,kudret,rızk,şans gibi her şeyi kuşatmıştır ve ‘kötü’ olana güç atfetmek şirk olacaktır. Velhasıl, Yaratıcının gök cisimlerine tanrısal bir enerji yüklediler ve halen bu mitlere ve hastalıklı panteon kültlerine kör derecede bağlı kalanlar var . Bizler, doğru verilerle, holografik evrensel gerçekliği ile , bugün bilimsel otoritelerin nazarında bile kabul gördüğü Okült Tabanlı Astrolojiyi kullanıyor ve tavsiye ediyoruz. Ancak bazı çevrelerce, gezegenlere kadim Babil, Mısır , Yunan ve Roma zamanındaki gibi tapınma ve tanrısallık atfedilmemesini öneriyoruz. Bundandır ki , Astroloji , gök cisimlerinin, gezegenlerin enerjileri ile bilimin ışığında , uyumlu yaşama ve Yaradan ın izni ile yön verme sanatıdır diyoruz. Yukarıdan beri sıraladığım konuya burada şimdilik nokta koyuyorum. Çünkü , konu oldukça tafsilatlı ve geniştir. Şimdi gelelim, başta değindiğimiz , genetik aktarımlar dizisine kısaca değinmeye ;

Reenkarnasyondan kesinkes bahsetmemiz mümkün değil ! Ancak morfogenetik kaçınılmazdır. Astroloji de Morfik rezonans ın temellerine ilk kez İleri Okült eğitimlerimizde değinmiştik. Şu an insanlığın %85 inin hisleri ve yaşantılarının kendilerine ait olmadığını , arzularının ise başka kabuk bedenlere ait olduğunu , rahatsızlıkları ve hastalıklarının ise yine kendine ait olmadığını ve çözülmemiş morfo dan ulaştığını ve bu kabuk bedeni kırmak(kliphot) için ise Ay ‘ın ve Satürn ( Orient Lord) ün anlattıklarını iyi okumak gerektiğinin altını çizdik (https://onurguven.org/2018/12/09/astrolojide-orient-lord-sistemi/ ). Bizler Ay ı daima Okültizm de küçük Satürn olarak görmekteyiz. Küçük Satürn , büyük Satürn e hizmet edecektir. Dolayısıyla son zamanlarda insanlık Ay evresinde(küçük Satürn) en büyük sınavını ihtiyaçları üzerine verecektir.

Çoğu insan , hatalı DNA yapısı ile doğuyor ya da sonradan edindiği veriler ile bu kodu bozuyor . Bunu bazısı toksik beslenme , toksik bilgi , toksik ilişkiler,süfli eylemler ile oluyor. Doğal olarak bu da beyin ve kanda Triptofanı atıl bırakıyor düşürüyor ve bu da morfogenetik olarak bağımlı , depresif bir (alkol, uyuşturucu, sigara , junk food) nesil meydana getiriyor. Dileyenler ‘Dr Jawed İkbal’ i araştırabilir. Yalnız ‘ Jawed İkbal yazmayın, Dr. Jawed Ikbal yazınız. Çünkü bir diğeri seri katildir. Evet, Triptofan yetersizliği de DNA ların onarılmasını geciktiriyor. Nesillerden nesile bu aktarım da hızlanıyor. Çocuklarınızı spora yönlendirin , bilhassa bu 2000 yılların nesillerini… Spor vücudun doğal uyuşturucuları olan endorfinlerle enkefalin üretimini artırır .

Bunlar da bağımlılık yapıcı her madde ile ayni etkiyi yapar . Ancak , sağlıklı olanın seçimi daha doğru bir bağımlılık olsa gerek. Peki neden ıstırap ve acı çekiyoruz ? Klesa karins, sanskritce ıstırabın nedenleri ile ilintilidir; Sizce neden acı çekersiniz? Hiç bu soruyu sordunuz mu ? Doğum haritamız, sonsuz psikodramalar ile matruşka özelliktedir. ‘Genelde, ne zaman bir kadını sevsem peşine bir acı yaşarım, çok bağlı kalmamayı öğrenmem için sanki hayat beni sürekli denedi ‘ bu sözler ünlü bir aktöre aittir. Haritasında Venüs Retrosu vardır. Geçmiş enkarnasyonlarında ya da morfogenetik aktarımlarından, kadınlara çok fazla acı çektirdiği için Raga vibrasyonu(karması) ile doğmuştur. Bunun ile ilgili elimizde bilimsel kayıtlar yok, ancak şunu diyebiliriz ki , ister reenkarnasyon olsun ister morfogenetik kodlamalar diğer bir deyişle hücre bilgisi olsun , sonuçta herkes bu dünyada birbirinin kefaretini ödüyor olabilir. Herkes , ateşini burada yakıyor , karmalar burada yanıyor olabilir. Aslında bu iyi de bir şey. İşi diğer tarafa bırakmamak adına…
Son olarak bunu doğum haritamızda görmenin ipucu var mı ? Bir çok ipucu var ancak , basit bir şekilde aktarayım;

Kökler(IC-4.ev) her daim bizi ileriye , varılacak yere gitmemizi kolaylaştıran, kuvvet ve erzak sağlayan ,hayatta sarsılmadan merkezlenmemizi sağlayan alanımızdır. Tabi , zayıf mı ya da güçlü mü ya da lanetler mi almış ? işte önemli kısmı budur…Güçlü dallar,-güçlü meyveler(MC-10.ev) hiç şüphesiz kuvvetli bir kökün ürünüdür. Toplumumuzda yer etmiş inanç kalıplarımız vardır. Bu hususa yukarıda klanları açarak değindim bir nebze de olsa . Örneğin; Ata ‘ ların yaptığı kötü amellerin çocuğa kadar sirayet edebileceğini ifade etmek için çok bilinen” Dede erik çalmış, torunun dişi kamaşmış” derler. Tekrarlayan olaylarla karşılaştığınızda aile geçmişinizi bir araştırın . Konu rızk ise ailede haksız kazançla mal , mülk edinmiş bir ata var mı ? ya da konu ilişkiler ise eşine eziyet etmiş, canına kast etmiş bir kişi var mı ? örnekler çoğaltılabilir… Bazen bu tarz tekrarlayan sorunları çözmek için radikal adımlar atmak gerekebilir. Mesela sürekli maddi problemler yaşayan ve ata geçmişinde haksız kazançla mal edinmiş olan birinin mirası vs reddetmesi gibi.

Son olarak ;
Astroloji’ de , yukarıyı yani yıldızları yorumlamanın adı ‘hermesneuta’ olarak tasvir edilir. Merkür(Hz. İdris , Thoth ) Romalılar Mercury yani Merkür Trismegiste olarak adlandırırlar. Hermetika dizelerinin Zümrüt taşına işlenmesi yani Zümrüt Tabletlere işlenmesi de Zümrüt Taşı nın Merkür ile bağlantısına yorulmasına neden olmuş olabilir. Bu bilgi sonra Upanishadlara kadar gitmiştir. Her birisi Kairos / Dehr yani an’ ın gücü ile sınırsızca genişlemiştir. Hepsi uzay zaman bilgisi ile titreşmektedir. Tri Megistos ( Üç Kez Yüce/ Bilge) Buna ben kibarca polarite yani kutb yasası diyorum. Bu yasa, olumlu biçimde kullanıldığında yolları açar, farkındalığı geliştirir. Bilgi ve ışık ile paylaşabilirsiniz. Esen kalınız.

Onur Güven

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: