TANRISAL ÖZ’E DAİR…

İnsan, yaradılışı itibariyle bir yanı maddi ve cismani olup , içinde yaşadığımız dünyaya tanıklık eder Akıl ve nefis ön plandadır .Diğer yanı ise ruhani ve manevi olup , gaybi alemlerle irtibattadır .Aklın ve nefsin gürültüsü çoğu zaman bu manevi yanı bastırır .Ruhumuzun bilgisini açığa çıkartmak istediğimiz zaman , özümüze dönüp , Tanrısalı görebiliriz . Çünkü Allah , kainattaki her oluşumu , insanın hakikatine öz olarak katmıştır .Hz Ali bunu “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, ama en büyük âlem sende gizlidir.”sözü ile çok güzel ifade eder .İhvân es-Safâ ‘ya göre de ‘kozmolojik kökenli argümanlar , ay-altı ve ay-üstüyle evrenin, kozmik bir bütün olduğunu ve ay altındaki her şeyin, varlık ve etkinlik açısından ay- üstü evrene bağlı bulunduğunun altını çizer .Evrende hiçbir şey tesadüfen gerçekleşmediği gibi, hiçbir şey de nedensiz ortaya çıkmamaktadır, yani her şeyin bir nedeni ve varlık hikmeti bulunmaktadır. Bu açıdan felekleri, burçları, yıldızların hareketlerini ve onların oluş ve bozuluş üzerindeki etkilerini bilmek, nedensel, ereksel ve matematiksel tertip ve düzeni kavramak, hikmetleri görmek için zorunludur. Bu kavrayışta, matematiksel bir temele dayanan astronomiye ek olarak yeryüzündeki göksel etkileri anlamamızı sağlayan astroloji de önemli bir işlev yüklenmektedir.’
Fiziksel bilinçte kalarak , evrenin sırlarına vakıf olmak mümkün değildir .Gerçekler daima alegori perdesi arkasında gizlenmiş , sembollerle tarif edilen kendine has bir dokuda olup , batın olanı arama çabasında olan , liyakatlı kişilere açılır .Kendinizi dış dünyanın uyaranlarına kapayıp , Tanrısal kısma yöneldiğinizde , sürekli ilhamlar , vizyonlar almak için gereken duruma geçersiniz .Bu süreçte manevi bilinç arttıkça , maddi ihtiyaçlar azalır .Karşıtlıkları zıtlık haline getiren , tezahürün bölünmesidir .Ancak insan bilincini , İlahi bilinçle birleştirdiği zaman zıtlıklar yok olur . Ruhun yalnızca maddi formda ,madde alemi içindeyken , doğum ve ölüm ,zenginlik ve fakirlik gibi dualiteye özgü kavramlar hayat boyu deneyimlenir , ama ruhun maddi formu ruhun bir gölgesidir ve madde alemi de Ruh ötesinin bir gölgesidir .Zihnin ölümü ise Öz’ün idrak edilmesiyle ancak mümkün olur .
Sûfîlere göre de varoluş aleminde olan her şey vehim ve hayaldir ya da aynadaki akisler veyahut da gölgedir.
Ancak Tanrısal olanın size kattığı öz’le , bütün formasyonları görürsünüz ; o zaman akılsal dünyanın , fiziksel düzlemde gerçekleşmek için nasıl organize olduğunun da farkına varırsınız .
Zamanın ve mekanın etkisi altında , bütün canlı , cansız varlıklar değişir , ki bu durum canlılar için bebeklikten gençliğe , orta yaşlılıktan yaşlılığa uzanan süreçte net olarak görülebilir .Dolayısıyla Sanskritçede zamana ‘kala ‘ denir , yıkım anlamına gelir ve yıkımsız hiçbir değişim olanaklı değildir .

Antik Mısır sırları kitabında geçen “Thot’un kitabına göre ilahi oluşum “kozmik hiyerarşiyi ve ruhun devinimini çok güzel açıklar ;

“Thot Osiris’e hitaben şöyle bir dilekte bulunur :
– “O halde bana bu İlâhi oluşumun işleyişini ve insanların bu dünyaya geliş ve gidiş serüvenlerini gösterir misin?”
Bunun üzerine Osiris Thot’a gözlerini kapatıp arkasına yaslanmasını söyler.
Thot kendisini bir anda uzayın derinliklerinde bulur .Bir göktaşı gibi uzayda süzülmektedir .Sonra taş gibi ağırlaşmaya  başladığını hisseder .Hızla karanlık bir tünelin içinden geçip , dağlık bir arazide yere iner.Kendisini bir dağın zirvesinde bulmuştur.Vakit gecedir .Yerküre karanlık ve çıplaktır.
Vücudunun tüm uzuvları gülle gibi ağırlaşmış, hareket etmekte  bile güçlük çekmektedir .Derken gökyüzünden yeryüzünü kaplayan Osiris’in sesini işitir :
Gözlerini yukarıya kaldır da bak!…
Birbiri üzerine binmiş eş merkezli ışıklar saçan yedi kubbe  , yeryüzünü Doğu’dan Batı’ya kadar kaplamıştır.En sonuncusunun üzerini ise bir kemer gibi Samanyolu sarmaktadır. Her biri şeffaf camdan yapılmış gibi duran ve içleri pırıl pırıl ışıklarla donatılmış yedi katlı gök ,tüm heybetiyle yukarıda durmaktadır .Her kürede , gezegene benzeyen , farklı renkteki bir ışık topu dolanmaktadır Bu ışık toplarına da yine  farklı görünümdeki melekler eşlik etmektedirler .Melekler  ışık toplarının sürekli yanında bulunmakta adeta onları görüp  gözetmektedirler .
Bu olup bitenleri hayranlıkla seyre dalan Thot, Osiris’in şu sözleriyle irkilir :
— Bak , dinle ve anla …
Thot olup bitenlere pek bir anlam veremez. Bunu  farkeden Osiris tekrar sözü ele alır ve olup bitenleri açıklamaya  başlar:
Her türlü yaşama imkan veren şu yedi kubbeye bak. Bunlar hiyerarşik bir düzende sıralanmış olan göğün yedi katlarıdır. Ruhların aşağılara inip sonra tekrar yukarıya tırmanışları bu kubbelerde cereyan eder. Her birinin içindeki Yedi Melek, İlahi Kelam’ın yedi ışınıdır. Her biri ruhların varoluşunun bir yönüne kumanda etmektedir.

  1. Kat ( Ay Meleği ) 
    Endişeli endişeli  tebessüm ederken gördüğün başında gümüş orak şekilli taç giymiş olanı, doğum ve ölüm süreçlerini kontrol etmektedir.
  2. Kat ( Merkür Meleği ) 
    Onun üstünde yer alan görevi bilim yüklü sihirli asasıyla aşağılara inen veya yukarılara çıkan ruhlara yol göstermektedir.
  3. Kat ( Venüs  Meleği ) 
    Onun hemen üstündeki meleğin elindeki aynaya bakanlar kendilerini tanımaktadırlar.
  4. Kat ( Güneş Meleği )
    Onun da üstündeki elinde meşale tutan melek, ahengi, güzelliği , saflığı kollar ve geliştirir.
  5. Kat ( Mars Meleği ) 
    Daha da yukarılardaki elinde kılıç tutan melek evrensel adaleti yerine getirir. Varlıkların  ne ekerse onları biçmesi, bu meleğin yönettiği yasalarla gerçekleşir.
  6. Kat ( Jüpiter Meleği ) 
    Gök mavisi kürede tahtın içinde oturan melek ise ,İlahi Zeka’nın sembolü olan Yüce Kudret Asası’nı taşımaktadır.
  7. Kat ( Satürn Meleği ) 
    Göğün en üst noktasında ise , Bilgelik Küresi’ni taşıyan melek bulunmaktadır.

….Osiris’in az önceki açıklamalarına karşılık olarak Thot şunları söyler:
– “Evet!… Görünen ve görünmeyen alemleri içeren yedi bölgeyi görüyorum. Bu yedi bölgenin hepsine nüfuz eden ve hepsini yöneten Işık Kelâm’in yani biricik Tanrı’nın ‘Yedi Işını ‘nı ‘görebiliyorum. Ama ey benim yüce mürşidim, insanların bu alemlerdeki seyahatleri nasıl gerçekleşmektedir? “
Osiris tekrar açıklamalarına başlar:
Samanyolu bölgesinden yedinci küreye düşen şu ışıklı tohumu görüyor musun ? Bunlar ruh tohumlarıdır. Bunlar Satürn bölgesine geldiklerinde kaygıdan ve tasadan uzak , mutluluk içinde , fakat mutluluklarının farkında olmadan yaşayan buhar gibi şeylerdir. Ama Satürn bölgesinden daha aşağı bölgelere düşerken giderek ağırlaşan bedenlere bürünürler. Her bedenlenişte içine girdikleri ortama uyum sağlarlar ve pırıltılarını gittikçe kaybederler. Bu içine girdikleri ortamların bir zaruretidir. Kendi ışıklarını azaltmadan , daha aşağı ortamlara uyum sağlayamazlar. Yaşamsal enerjileri arınmaktadır ama daha kaba bedenlere girdikçe o semavi kökenlerinin anısına gitgide unutmaktadırlar. İşte ruhların aşağılara inişleri böyle gerçekleşmektedir.Dünyaya geldiklerinde maddeye daha da bağlanmaya, bir beden içinde yaşam özlemiyle daha da sarhoş olan ruhlar, kendilerini maddi zevkler peşinde koşarken bulurlar.Onlar için şehvet ve maddi zevkler , yaşamlarının ana gayesi haline gelir. Beden içinde yaşarken İlahi Yaşamı boş bir düş gibi hayal etmekten başka bir şey yapamayan insanların dünyası işte böyle bir dünyadır… Ancak inisiyeler bilir ki, ruh göğün evladıdır. Aranızda böyle inisiyeler vardır ve sen de onlardan biri olacaksın.
Thot Osiris’in kendisine izlettiği bu vizyondan çok etkilenir . Ancak aklına bazı sorular takılır :
– “Dünyaya kadar gelen bu ruhlara sonra ne oluyor? Bu madde girdabından kurtulamamak diye bir şey söz konusu olabiliyor muydu?”
Zihninden bu sorular geçerken, Osiris’in kendisine gösterdiği vizyon da yavaş yavaş silikleşmeye başlar . Bir ara Osiris’in o muhteşem görüntüsüyle karşı karşıya gelir ve ardından Thot kendisini siyah bir bulutun içinde buluverir .Ancak bu sefer gördükleri hiç de iç açıcı şeyler değildir.Canavarımsı hayvanları andıran garip mahluklar tarafından parçalanmakta olan çaresizlik içindeki insanlar bu kez
gözünün önünde canlanır .Çevresini çok korkunç bir manzara kaplamıştır .Pırıltılar içindeki dünyadan, sanki yeraltındaki zindanlara inmiş gibidir ..
Derken yine Osiris’in sesi duyulur ;
Kendilerini girdaptan kurtaramayan ruhların kaderi budur işte!… Onların bu ıstırapları ancak, tam bir şuur kaybı demek olan , tahrip oluşlarıyla sona ermektedir.
Sıra aşağıya inen ruhların tekrar yukarıya çıkış süreçlerini Thot’a göstermeye gelir .Tekrar gökyüzünü kaplayan yedi katlı gök, Thot’un gözü önünde canlandırılmıştır .Osiris birinci kubbeye çıkan birkaç ruhu göstererek şunları söyler :
Birinci kubbeye doğru tırmanmaya çalışan ruh topluluğunu görüyor musun?  Bir kısmı Dünya’ya doğru tıpkı fırtınaya tutulmuş kuşlar gibi düşmekte. Diğer bir kısmı da, var güçleriyle bir üst kubbeye ulaşmak için büyük bir çaba sarfetmekteler ve sırayla kubbeleri teker teker geçiyorlar. Her bir üst kubbeye tırmandıkça nasıl da pırıldadıklarını görüyor musun? En üst kubbeye varabilenler için bu serüven sona ermektedir. Bu birkaç dakika içinde gördüklerin ,yüzyıllarca süren insanlık tarihinin kısa bir görünümünden ibarettir. Ve bu serüven hala devam etmektedir. Bu yol, inenler ve çıkanlarla doludur. Ve şunu asla unutma ki, inmiş olanlar bir gün mutlaka yeniden çıkmak zorundadırlar. Bu onların değişmez kaderidir. Ancak bunun hiç de kolay olmadığını  görüyorsun. Umarım gördüklerini anlıyorsundur.
Thot büyülenmiş gibi olduğu yerde lıareketsiz donup kalmış, kendisine seyrettirilenleri takip etmeye çalışmaktadır .Osiris’in ne anlatmaya çalıştığını anladığını belirtmek için başını  hafifçe aşağıya doğru eğer ;
– “Bu çıkışı başarabilmek için ne yapmam gerekiyor? “
Ruhunu yükseltebilmek için fazlalıklardan kurtulman gerekir. Ruhunu hafifleştirmeye bak. Yedi kubbeyi tırmanan ve içinden geçtikleri bölgelere  kıvılcım saçan  şu uzaklardaki ruhların uçuşlarını seyrederek , kararmış manevi varlığını günlük güneşlik hale getirmeye çalış. Zira sen de onları takip edebilirsin. Yücelmek için istemek yeterlidir. Etrafa nasıl dağıldıklarına ve ilahi gruplar oluşturduklarına bir bak. Her biri kendilerine uygun bölgelere kadar yükselip, o bölgenin meleğinin kanatları altına toplanmaktalar. Bu yedi bölge hep bir ağızdan şunu söylemektir. 
Bilgelik…Aşk …. Adalet.. Güzellik.. Görkem… Bilim … Ölümsüzlük”

Aslıhan K .( Astrodata)
Ekim 2018

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: