YARATICI’ NIN ADLARI VE ASTROLOJİ KONUSU

Kabalada , yukarıda gördüğünüz Sefirot – Hayat Ağacı, Yaratıcı nın , isim ve sıfatlarının menbaı olduğu harflerinin yansımalarıdır. Her bir harf , evrende belli bir güç ve hiyerarşik düzen oluşturup aşağı yani kaba alem denilen kliffota kadar iner. Bu klifot, ölü kabuğu olarak geçer ancak esasında esfelei saafilin( aşağıların en aşağısı) diye de anılan Dünya ‘yı da kapsamaktadır. Bizler bu dünya düzeninde , klifotun yansımalarını ‘’ka ve mem ‘’ harflerinin tecelli ettiği Mars ve Satürn ün gölgeleri ile mücadele ederek yaşamaktayız. Kaba alemi ben genellikle ‘ Ay altı alem ‘ ya da ‘alt şuur alemi ‘olarak anlatmaktayım. Ancak , ay altı alem olarak ele almak daha doğru olmaktadır. Ay altı alem , güç ve polarite kanunlarının klifotik yani gölge düzeyde yansıdığı özel bir alem ve bu alemden çıkış asla yoktur. Çünkü hiç kimse dünyevi hazlarını , id ini ve özlemlerini bastıramaz ve bundan kopamaz. Dolayısıyla kliffot bizlerin bir parçasıdır. Ancak bu sağaltılabilir ve onun için bizler bu düzeyde kendimizi bir nevi tutuyoruz. Herkesin Plutosu kendine , Satürn’üve Mars’ı kendinedir. Ay altı alemin sağaltılması , Akrep burcunun çalışma prensibi ile mümkündür. Çünkü Ay, yöneticisi olduğu Yengeç burcunda en güçlü haldedir ve bu Ay ‘a ulaşmak , iç güdüsünü çözmek, arıtmak ancak Akrep burcunun kimyasını ve simyasını kullanarak mümkündür. Bakın , aşılmasından bahsetmiyorum, sağaltılması yani çözümlenmesi, meselenin anlaşılması ve kendini kaptırmamaktan bahsediyorum.

Dolayısıyla , zafiran düzeyine çıkışta Akrep burcu önemlidir ve ilk basamaktan biridir. Bu basamakta kişi genellikle güç kullanarak , sistemi aşma ve dönüştürme , çevresini de etkileme eğilimindedir. Üç formun birincisinden ikinciye geçiş sürecinde(Yılan) kişi , mantra okumaları, spiritüel şifa gibi eğilimlerde olur. Tam da bu nokta çok kilittir. Çünkü Sefiralar diye de bilinen Tanrı ‘nın isim ve sıfatlarının kişide zuhur etmek istediği mertebedir. Kişi bu seviyede kendini aşmak, yenilemek, dönüştürmek ister ve bu Yaratıcı ‘nın isim ve sıfatları ile hemhal, fena bulmak ister, ancak fillah a gitmek zor ve çetindir. Bunun nedenlerinden en önemlisine aşağıda değineceğim.


Raimundus Lullus “Tanrı’nın yüz adı” adlı eserinde “Tanrı sözlerde , bitkilerde ve taşlarda güç ve yeteneğini göstermiştir .Durum böyle iken , sonsuz gücünü adların içinde niçin gizlemesin? …”demiştir .Gerçekten de Tanrı’nın güzel adları ( Esma ül Hüsnalar) ve bunların yer aldığı “havas”lar konusunu astrolojiden bağımsız bir disiplin olarak düşünmek büyük yanılgı olur .Evrende her canlı ve cansız varlığın Yaratıcının bir tezahürü olması sebebiyle kutsiyeti vardır .Bugün keyfi bir şekilde karıncayı dahi incitseniz , Tanrı’yı incitmiş olursunuz .Bu bilinçle düşünmek ve hareket etmek gerekir. Her gezegenin kendi simgesel anlamlarıyla bütünleşen hatta o gezegenin gücünün bağlı olduğu bir Yaratıcı nın sıfatı ve ismi vardır. Bu tecelli eden ismi zikretmek , kişiyi o gezegen boyutuyla aynı rezonansa sokar .
Yaratıcı nın isimlerini bizler Marduk un 50 ismi, Upanishadlar , Vedalar, Kabala da ve Kuran da (Esmaül Hüsna) da görmekteyiz. Tüm bunlarda dilin kök ve fonetiği aslında aynı olmak ile birlikte telafuzlar ve seslendirmeler hece ayrışmaları farklıdır. Tüm bunlara doğu tradisyonlarında ‘Gezegen Duası’ ya da bir diğer deyişle Mantra olarak da bakılmakta ve kişinin hayatının hangi sahasında problem varsa , o konuyu temsil eden ve anahtar kelimeleri ile entegre olan Gezegen in neden olduğu ve onun duası(mantra) yapıldığı takdirde bu hassas konunun eksik vibrasyonunun tamamlanacağına inanılır . Dolayısıyla , konu komplike bir sistemin ürünü ve bizler de bunun dışında değiliz. Yaratıcı nın her bir isim ve sıfatı, kainatta bir oluş, devam ediş ve yok oluş ile direkt ilintilidir .Hatta bu güç ve kuvvetler , varlığındaki bu melekeyi salt olarak bu isim ve sıfatların yaydığı dalga boylarından almaktadırlar. Şayet bir astrolog ciddi anlamda işinin erbabı ve iyi bir gözlemci ise bu konunun derinliğini ve mahiyetini çok iyi bir şekilde kavramış ve aktarımını yapıyor olması icap edecektir. Burada değinmeden geçemeyeceğim şey ise ; bu konunun son zamanlarda biraz da sulandırılmış , amaçsızca yapılıyor olması ve seçimlerin yanlışlığıdır. Hangi mantra ya da Yaratıcı nın isim / sıfatı olursa olsun dalga boyları her kişiyle uyumlu olmayabilir, bazılarının dalga boyları ise çok sert ve yıkıcı olduğundan insan hayatında büyük dikkat ve intizam gerektirir. Burada konu edilen bölümde geçen ‘ yaşantıya dikkat ‘ ibaresi belki en önemlisidir. Çünkü , bu enerji takyonik ve üst bir enerji olduğundan şayet kişi ağır ve yavaş bir biçimde titreşiyorsa(süfli düşünce ve yaşantı halleri)bu kişiyi adeta yüksek voltaj elektriğe tutulmuş gibi vurur. Bu dalga boyuna tutunan , hadimlerin farklı halleri ve kişi hayatında var oluşları vardır. Fark edemezsiniz. Bu kişi kötü hasletlerden uzak durmalıdır.(İçki,sigara, nifak, gıybet,dedikodu,iftira ,fuhuş,hırsızlık, eziyet, işkence vs ) Aksi halde o sistemin yani gerek Arapça , Sanskritce ve gerek diğer dillerde ki mantraların etkisi çok sarsıcı, yakıcı ve yıkıcı olacaktır. Bunun içindir ki bu çok dikkat isteyen bir konudur. Önce ruhsal adap ve terbiye, karakterli ve erdemli bir kişilik gelmektedir. Klifot ve kaba alem düzeyinde o kişiyi büyük sorunlar bekler. Bunlar olmadan zaten birey kesinlikle bir şeye kalkışmasın. Önce arınması ve ‘öz’ terbiyesini bulması lazımdır.


Her Yıldızın ve gezegenin kendine has vibretik enejileri vardır, bunlar bazen sarsıcı ve uyarıcı olurlar. Ancak bu demek değil ki biz bu etkileri bu şekilde alacağız, bu enerjiyi yavaşlatma ve düşen ev pozisyonlarına göre olumsuz enerjiyi absorbe etmek için bazı dalga boylarını mikro kozmik biçimde kendi adımıza ifşa ettiğimizde bu kötü enerji absorbe olmaya başlar.


Mesela köşe ev yerleşimlerine sahip ve zorlayıcı açıları çok olan haritalarda Ay altı aleminden bellek şuura sert , yoğun ve bastırıcı sinyaller, sesler gelir. Buna takyonik etkiler ya da sert Celali Esmalar da denilir. Bu kişi, bu alt kaba enerjiden , ancak daha üstü bir enerjinin , ulvi, yüksek, yumuşak titreşimli bir etkinin açığa çıkması ile dengeye kavuşabilir. Bunun için bu sert etkinin daha yumuşak geçişli ,polaritesi sert olmayan etkilerin çekilmesi önerilmelidir. Alt şuura sert dalga boyları geldiğinde kişi, süfli davranışlar sergiler ve evokasyona uğrayabilir. Evokasyon, sert ve alt beden formundan ,klifotik düzeyde kişinin şuur , madde formunda materyalize olan süfli varlıktır. Bu ille bir elemental olmak zorunda değildir. Bu ne yazık ki sert ve celali isim ve mantraları zikrettiğinizde de açığa çıkmaya başlayacak olan bir şeydir.


Bundan dolayı, o kişi de fiile dönük karakterli isimler yani aktivasyon gerektiren isimlerin çekilmesi mahzurlu olabilir. Bakın mahzurludur demiyorum, zor deneyimleyebilir. Haritası , genetik açılımı ve çevresi iyi, karakteri gelişmişse evokatif özellikler sergilemeyebilir. Gelişmiş bilinç ya da gelişmemiş bilinç bu noktada önemlidir. Yaratıcı nın polarite kanunu (kutb yasası) kendine özgüdür ve kanuna mahkum değildir. Hakimdir ve dilediğini yapar. Ancak ben size olayın ana formlarını anlatıyorum. Emin konuşmak istemiyorum. Bu evokatif haller kişide bazı anormal hasletlere neden olabilir. Şayet kişi, farkındalık sahibi ise ve asidik bir zihne , bedene sahip değilse olumlu düşünür ve polaritesi de olumlu olan fillerde bulunur. Dolayısıyla onda da olumlu etkiler barınacağından o ismi fiili dua olarak işleyecektir zaten. Evokatif halden , invokatif yani daha yüksek şuur boylamında titreşecektir. Tasaavvufi jargon da Yaratıcı nın Cemali ile müşerref olacaktır denilir. Celal’polaritesinde yer alan isim ve sıfatları genellikle zorlayıcı ve yıkıcıdır ve kaba alem denilen klifot düzeyinde titreşirler.


Bunlar genellikle Akrep, Oğlak, Koç takım yıldızlarında baskın olup Satürn , Mars gibi gezegen kümelerinin meleki rezonanslarında mündemiçtir. Yalnız bu düzey hem altta, hem üstte, hem yukarıda hem de aşağıdadır. Yani bu bir basamaktır, altta doğru da hızla yükselebilirsiniz, yukarıya doğruda. Bu, güç ve şiddet basamağıdır. Buraya basılmadan , hiçbir yere basamaz, buraya çıkmadan , hiçbir yere çıkamazsınız. Bu alemi sağaltmadan, hiçbir yerde bulunamazsınız. Celal ve gadap, öfke ve şiddet, ihtiyat ve dirayet kontrol edilebilirse, kişi çok güçlü ve farkındalıklı olacaktır. Bundan dolayı öfke ve şiddet gücün yıkıcı hali , Binah(Satürn) yani anlayış ve idrak = farkındalık = Satürn ile eğitilir. Mars, Oğlakta yücelir.


Galaktik kümelerden ve yıldızıl sistemden , gezegen kürelerine bu şekilde yansır. Bu isimler genellikle 33 tanedir. Özellikleri; Kahredici, yok edici, dönüştürücü, darp edici , kabz edici ,zelil ve rezil edici, daraltıcı ve düşürücü, hasta eden ve sefil eden vibrasyonlardadır. Ancak gelişmiş bilinçlerde bu isimler olumlu bir şekilde seyredebilir. Örneğin , yok edicilik bir cani de can alırken, bir cerrahta hayat kurtarabilir ki bu özellik bir Mars özelliğidir .


Yapılan yanlış ise şudur ; Başta belirttiğim, zafirana çıkış basamağında kişilerde yoğun bir kendini, çevresini dönüştürme ,etki etme isteği olur ve kendinde az açılmış kod genleri doğru bir şekilde okumadan gölgelere kayarak bazı tulpalar üretmeye başlar. Bu etki , kendisinin aslında önemli ve seçilmiş bir şahsiyet olması sinyalini alt şuura yollar . Kortex , bu noktada atıl kalır. Bir diğer etki ise , yanlış temenni, dua, okumalar, zikirlerdir ki bizim kod genlerimizde , dna olarak bu çok üst düzeydedir. Sağlıklı bir ego , eğitim, yaşam tarzı , sağlıklı genler hepsi bu seçimlerde etkindir. Anlamı ve manası olumsuz olan isim , sıfat, mantraların duasından uzak durmak gerekmektedir. Ancak ne yazık ki tüm insanlık piyasada satılan ve sosyal medyada paylaşılan rastgele dua ve zikir ,mantra terkipleri ile bir bilinmezlik havuzundan şişme bot ile boğaza açılıyor ve hayatını riske atıyor. Bu kişilerin bir çoğu da genellikle bir depresyon süreci ile bu sahalara giriyor(bu bir nimet) ancak doğru bir halat ile çıkış kolay ve mümkünken yanlış ve çürük iplere tutunuyorlar. Elbette sosyal medya simsarları da iş başında. Bu ise durumu daha da mahveder hale getiriyor. Peki nasıl çıkılacak buradan? Herkes , elbette haritasını bilmek zorunda değil ! Bilmeyedebilir.

Aslında durum basit. Manası olumlu olan , iyicil , benefik etkili titreşimlere sahip olanları okumak en azından risksizdir. Mühim olan , Balık,Kova, Yay, Terazi burçlarında tecelli eden isim ve sıfatların zikrinin yapılmasıdır. Böylece Neptün, Venüs, Uranüs, Jüpiter ve Şiron etkileri beyin ve ruh da , kalp üçgeni ile birlikte daha kolay alt ,kaba, madde beden formundan(dünya) çıkılarak değerlendirilebilir. Neticede ne için geldiğinizin hakkını vermek ve acıyı azaltmak, kolay ve farkındalıklı bir yaşam dururken, acılar ,sıkıntılar ve azaplar ile dolu ve bir o kadar da ne için geldiğinizin zıttında bir yaşam sürmek mi tercihiniz? Sanmıyorum. Ancak tekamül de var . Alt ve kaba enerjiden kurtulmanız lazım. Bunun içinde enerjiyi saflaştırma ve daha saf hale getirmeniz ve arıtmanız gerekecektir. Bunun yolu da üst enerji boylamlarını harekete geçirmek olacaktır. Mantralarda buna geçişte en büyük yardımcıdır. Anlamı sert ve yıkıcı olan isim ve sıfat, mantraları uygulamak yerine yapılandırıcı ve güzel olanlara yönelirseniz doğum haritanızdaki gerilimleri de azaltmış , yavaşlatmış hatta durdurmuş olursunuz. Polarite kanunlarını / kutb yasalarına dikkat ediniz.

Selameti istemek varken kahrı istemek, rahmeti istemek varken, laneti istemek olmaz. Bir diğer örneğe gelelim; Bunlar genellikle Balık,Kova, Yay, Terazi takım yıldızlarında baskın olup Venüs, Jüpiter, Satürn(Afetik),Şiron kümelerinin meleki rezonanslarında mündemiçtir. Yıldızıl sistem ve Galaktik Kümelerden bu sisteme bu şekilde yansır. Özellikleri; Yapılandırıcı, besleyici, koruyucu,ferahlatan,sevindiren, rızk veren, hidayet veren, izzetlendiren, şifa veren, iyileştiren vibrasyonlardadır. Ancak gelişmemiş bilinçlerde bu isimler olumsuz bir şekilde seyredebilir. Örneğin , tembellik,miskinlik,gevşeklik, başkalarını sömürme gibi özellikler de bazen verebilir. Bu , üçgen açının rehavetidir. Gelişmiş bilinçte, büyük başarılar, gücü olumlu yönde kullanan güçlü ve kuvvetli insanlar bu isimlerin tesirindedir.

Bu isim ve sıfatlardan en çok önem verdiklerim arasında ‘ Kadosh ‘ yani öz kutsal, ya da Kur an da geçen “Kuddus(GUDDUS)” (Kutsal olan) isminin çekildiğinde sanki doğum haritasına Kova burcunda Jüpiter varmış gibi bir etki oluşmaya başlar. Kişi , yavaş yavaş kendi oluşturduğu olumlu bilinç boylamında maddenin katılığından uzaklaşmaya, daha arı ve duru bir zihinle etrafla kayıtlanmadan , kendi öz cevheri ile bir varoluşa geçer. Hırsları, tamahları, şehveti azalmaya başlar. Sistemi okumaya, farkındalığını artırmaya başlar. ‘’FETTAH ‘’ isminin zikri ile Jüpiter , Uranüs ü Kova burcunda partil kavuşum gibi 3-9 aksına düşmüş gibi çalışır. Kişi , ne için yaratıldığı ve yapa geldiklerinin önündeki setleri bir bir açmaya, anlamaya ve ilahi sistemi- logos u çözmeye başlar. Madde cihetinden de fetihler ve nusretler oluşmaya başlar. Sorun ekonomikse, o çözülür. Sorun çevre, farkındalık, hastalık ise o çözülür. Bunun gibi diğer isimlerin de başka başka etkileri vardır. Şunun altını çizmek gerekir ki , bu zikri yapılan , mantrası okunan vs Yaratıcı nın isimleri, ya da bana göre en etkilisi olan “esmaül hüsna”dan olan bu isimler, tüm bir kainat ın , yıldızların , burçların iç yüzü ve hakikatı olan melekenin, meleklerin dahi hakikatı ve özüdür. Tüm sistem bununla ayakta durur. Bu yüzdendir ki, biz bu isimleri zikrettiğimiz zaman, sanki bu gezegenler, burçlardan ve yıldızlardan ekstra etki alıyormuş gibi oluşan gelişmeleri yaşarız!. Yani ilk doğum haritamızda almadığımız bu etki ve tesirleri kendi beynimizde açmaya başlarız.Bu isimleri ‘el,er,es,eş,ez,ya’ gibi takılar ile mi yoksa takısız mı okuyalım diye düşünmek ve sorgulamaktan ziyade ismin manasının ve açılımlarının hissedilmesine , kainatta hangi alanlarda tecelli ettiğinin farkında olunmasına, odaklanılmasını önemsiyorum. Dolayısıyla, durum böyle iken sonsuz gücü, adlarda bulmanız ümidiyle diyorum.Sürçü lisan ettimse affola…


Onur Güven

3 thoughts on “YARATICI’ NIN ADLARI VE ASTROLOJİ KONUSU

  1. Çok bilgilendirici, ve alçakgönüllük, yücegönüllülükle yazılmış, teşekkür ediyorum, Onur Bey.

  2. Çok keyifle okuyorum hocam yazılarınızı. Çok teşekküe ederim.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: