“Ülfet” dostluk, samimiyet ve yakınlık anlamına gelir. “ Uzlet “ ise belirli bir olgunluğa , parlamaya erişebilmek(superior) için insanlardan uzak kalarak kendini ve arzularını sınırlamaya çalışmak anlamına gelmektedir. Ülfet , abartılı kullanımda (5.ev- Güneş ) belalı. Uzlet , iyi yönetilmediğinde (11.ev – Satürn , kalabalıklar içinde yalnız ) sıkıntılıdır. Uzlet , izolasyon ve tecrit bazen zillete düşürücüdür(inferior) . Fakat büyük dehalar ve düşünürler bu zillet (uzlet , izolasyon) halinden , ürünler ortaya koymuşlardır. Kömürün elmasa dönmesi için yanması gerekir. 12. Ev izolasyonla alakalı olmasına rağmen , burada ince bir nüans vardır ki o da , her iki uçta da kaymalar olduğunda ‘zillet’ oluşacaktır. Tasavvufda El Muzil (zillete dûçar eden , rahmetinden uzaklaştıran) ilahi ismi burada dikkat çeker ve izolasyon (isolated) ile bağdaşır. Mu ön ekli antidot ilahi isimler mütekabiliyet ile ilgilidir / bilateral çalışır. Tersi ise El Muizz (izzetlendiren , şeref ve onur bahşeden ) dir. Zillet , gölge formdur ve Zül/ ışık ile güç toplar. Bu her iki durumun ortası bu hayatta önemlidir. İzolasyon abartıldığında zillet , ülfet abartıldığında ise külfet oluşacaktır . Her iki noktanın orta noktası ise 7. Evdir. Sağlıklı bir 7. Ev sizi iki noktada da merkezler ve uçlara kaymaktan korur. 7. Ev( eş arketipi ve egonun erimesi) haritanın merkezidir ve Anahata dediğimiz bölge ile de ilişkilidir. Anahata , kalp çakrasıdır ve tüm çakra merkezlerinin ise ortası ve denge merkezidir. Günümüzde insanlar , bu merkezden uzaklaştılar ve herkes ya ülfet ya da uzlet denizine daldılar. Aslında özde herkes 7. Evini (dostluk ve ortaklık alanı) arıyor ya da elindeki ile tekrar temasa geçmeyi istiyor fakat başaramıyorlar. Dolayısıyla ayrılıklardaki artışın ezoterik (okült değil) temellerinden biriside budur. Pluto Kova süreci ile birlikte dijitalleşen toplumlarda , izzet-i ve zilleti , ya da ülfeti ve uzleti herkes kendi iç dinamiklerinde bulacağı enteresan bir forma geçecektir.
Yahya Kemal BEYATLI ‘ nin ‘ DÜŞÜNCE ‘ adlı şiiri
Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?
İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok
En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!
“Yalnız duyan yaşar” sözü, derler ki, doğrudur
“Yalnız duyan çeker” derim, en doğru söz budur.
Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.
Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?
Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!
Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.
Onur Güven

