PSİKOLOJİK VE ASTROLOJİK BAĞLAMDA HASET, KISKANÇLIK VE REKABET

“Ruhumuzda tutkuyla pençe atan çetin bir duygudur haset ; sahip olunmayan -ya da sahip olunmadığı sanılan ( güzellik , başarı, zenginlik , ilişki vb.) -bir özelliğin bir başkasında görülüp tutkulu bir şekilde arzu edilmesidir .Haset “Onda var , bende neden yok? “ düşüncesini uyandırır. Bu düşünce eziklik, eksiklik , küçük düşmüşlük duygularını harekete geçirir . Bu kıyaslamaya ( bilerek ya da bilmeyerek ) neden olan kişiye karşı nefret, öfke duygularını kabartır .Haset çoğu kişide saldırganlık ve zarar verme içgüdüsüyle harekete geçer .Böyle durumlarda haseti alevlendiren kişiye kötülük yapmak , onu yok etmek , gücünü azaltmak , onun hakkında kötü konuşmak , arkadaş çevresinden dışlamak gibi çeşitli zarar veren eylemler gerçekleştirilir veya en azından bu tür tepkiler düşlenir .Hasetin can yakıcılığı kadar , tepkilerin zarar vericiliği de çoğu zaman sıkıntı yaratır ve bunlar çelişkiye sokan ruhsal durumlar doğurur.
Eski Ahit ‘te Habil ve Kabil ‘in kıskançlık kavgası , yani Tanrı gözünde biricik kalabilmek için Kabil’in öz kardeşi Habil’i öldürmesi bunun en bilindik örneklerindendir .Yol açtığı ilkel yok etme güdüsü nedeniyle haset , dini söylemlerde en birincil günahlardan biri olarak zikredilir ve yasaklanır.Ortadan kaldırma gibi ilkel içgüdülere yer verilmediğinde , farklı yöntemler denenir .Küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunmak, şikayet etmek , ayağını kaydırmak , hakkında asılsız dedikodu çıkarıp dışlanmasını sağlamak ve benzeri manevralar ki bunları saldırganlık çerçevesinde tanımlayabiliriz.
Karşı tarafa zarar verdiği kadar , haset kişinin kendine de zarar verir .Sabit fikir halinde haset edilen kişiyi düşünmek , onun hakkında durmadan konuşmak ,sabit fikirle sürekli kendini onunla kıyaslamak , zihni yorar ve enerjiyi tüketir . Bu tutum aynı zamanda kişinin kendini kronik bir şekilde kızgın , küçük düşmüş , enerjisiz, çökkün ya da küskün ve kindar hissetmesine neden olur .
Hasete kıyasla kıskançlık var olanı kaybetme duygusudur .Sevgi, dikkat , özen, pozisyon,statü, dostluk, arkadaşlık, yakınlık gibi özel ve önemli durumları , başkasının devreye girmesiyle kaybetme kaygısı kıskançlığı üretir .
Rekabet ise haset ve kıskançlığın sonucunda ortaya çıkan bir çakmak ateşi gibidir .Arzu edilenin ( mevki , mal varlığı , ilişki vb.)elde edilmesi ya da var olanın yitirilmemesi için girişilen çetin mücadele isteğidir.
Sonuçta haset olmayanı arzu etmek ; kıskançlık olanı kaybetmeyi istememek üzerine kuruludur .
Haset özgüvenle ters orantılıdır .Özgüvenimiz ne kadar düşükse , haset de o oranda yükselir.Özgüvenini inşa edip perçinlemek kişiyi kendi yaptığına odaklar ve başkalarıyla gereksiz kıyastan kurtarır .Özgüven gibi doygunluk ve şükran duyguları da hasete panzehir gibidir.Haset ne kadar kıyasa , yokluk ve eksikliğe odaklıysa , şükran duygusu da o de nli kişinin kendine , doygunluk ve varlığına odaklıdır .Şükran duygusu bardağın sadece boş tarafına bakmaktansa ya da sadece başkalarının bardaklarına odaklanmaktansa , kendi bardağının dolu olan kısmına odaklanmayı da destekler .Olaya haset edilen cephesinden bakarsak haset duyulmak , eğer kişi farkındaysa onu imrenilen , özenilen konuma getirdiği için , ona bir nevi üstünlük yaşatır . Bu üstünlük duygusu geçici bir haz verdiğinde , kişi kendi performansını , başarısının bir yan ödülü gibi algılayabilir .Ancak çevresel ve toplumsal üstünlüğünü sürekli şekilde başkalarında haset uyandırarak perçinlenmeye talip olanlar , sahip olduklarını veya başarılarını cömertçe sergileyerek haset duygusunu kışkırtmak yolunu seçebilirler .Başkalarında haset uyandırmak ve bundan özel bir haz ve tatmin almak bazı kişiler tarafından başvurulan bilinçli , yarı bilinçli veya bilinçaltı savunmadır .
Bazen de kişi çevresinden dışlanmamak ve yakın ilişkilerini kaybetmemek adına kendi benliğinden ödün verir ; onu özel yapan ve öne çıkaran gıpta yaratabilecek niteliklerinden vazgeçer ; çevresiyle ‘eşit-miş’ gibi davranarak onu özel kılan renklerini soldurur.Karşı taraftan gelebilecek haset ve rekabetin saldırganlığı karşısında mücadele etmektense , geri çekilip çevresine uyum sağlamak , sessiz kalmak ve bir nevi uykuya geçmek bilinçaltı savunması olarak ortaya çıkar .Buna ‘ouroboros sendromu’ denir .”

Leyla Navaro’nun haset ve rekabeti anlattığı kitabından alıntı bu kısımlarla işin psikolojik sürecine değindikten sonra gelelim astrolojik anlamda haset , kıskançlık ve rekabetin hangi burç, gezegen, ev ve açılarla ilintili olduğuna ..Özgüven bildiğiniz gibi Venüs gezegeninin anahtar kelimeleri arasındadır .Rekabet ve haset ise Mars ve bir üst oktavı Pluto ile ilgilidir .Bu gezegenlerin düşük ya da zararlı burçta olması , birbirleriyle yaptıkları sert açılar ayrıntılı olarak incelenmelidir .Kıskançlığın kaybetme korkusu kaynaklı olduğundan yola çıkarak korkulardan sorumlu Satürn, Mars ve Ay’ın birbirleriyle yaptığı açılar , özellikle gizli düşman evi olan 12. Ev, açık düşman evi olan 7. Ev ve yine dışardan gelen kötülüklerle ilgili olan 8. Ev yerleşimlerine bakmak gerekir .Tüm burçların kendine özgü kıskançlığı vardır ancak sahiplenme , tutmak ve bırakmakla en çok alakalı olan burçlar , Venüs ve Mars yönetimindeki boğa -akrep burçlarıdır .Bu burçlar 1-7 aksındaysa ikili ilişkilerde , ortaklıklarda , evlilikte ve fiziksel görüntüyle ilgili, 2-8 aksındaysa başkalarının sahip oldukları , para , yetenekler, cinsellik,mal mülkle ilgili , 3-9 aksındaysa eğitim, bilgi , iletişim , kardeşler , yabancılarla ilgili , 4-10 aksındaysa iş, mevki , kariyer , aile , ev ile ilgili , 5-11 aksındaysa çocuklar , aşk, sevgili, arkadaşlar , gruplarla ile ilgili , 6-12 aksındaysa iş, verimlilik , hizmet , iş arkadaşları ile ilgili rekabet , haset , kıskançlık durumları yaşanabilir .

Aslıhan K.(Astrodata)
Ocak 2017

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: