Sosyal Medya

Çalışma Saatleri

Çalışma Saatleri;
Pazar: 12:00-20:00
Pazartesi:08:00-21:00
Salı:08:00-21:00
Çarşamba:08:00-21:00
Perşembe:08:00-21:00
Cuma:08:00-21:00
Cumartesi:08:00-21:00

MÜLK SÛRESİ ve OKÜLT AÇILIMI

(Kabirden cennete açılan bir kapı mı ?)

İnsanın varoluşu yalnızca fiziksel bedenden ibaret değildir. Kadim öğretiler, tasavvufî yaklaşımlar ve metafizik yorumlar, insanın özünü “ruh” olarak adlandırılan dalga-temelli bir yapı üzerinden ele alır. Ruh, maddesel bir nesne gibi kat kat dizilmiş bir form değil birbirinin üzerine bindirilmiş, senkronize dalga alanlarından oluşan çok katmanlı bir bilinç yapısıdır. Bu nedenle “kat” yerine “katman” kavramı daha yerindedir. Nasıl ki televizyon sinyallerinde görüntü ve ses dalgaları tek bir taşıyıcı frekans üzerinde birleşiyorsa, ruh da farklı dalga boylarının aynı taşıyıcı yapı üzerinde üst üste binmesiyle var olur.

Ruhun bu dalga yapısı her insanda aynı değildir. Bazı insanlarda üç, bazılarında ise dört temel dalga katmanı bulunabilir. Taşıyıcı dalgalar, ruhun ana omurgasını oluşturur ve diğer tüm dalga türleri bu yapı üzerine yüklenir. Enerji dalgaları, bilincin canlılığını, algı gücünü ve farkındalık seviyesini belirlerken bellek dalgaları insanın yaşamsal tecrübelerinin, bilinçaltı kayıtlarının ve varoluşsal hafızasının dalga karşılığıdır. Ancak bu yapıların ötesinde, ruhun kaderini tayin eden en kritik unsur antiçekim dalgalarıdır. Her insan beyninin üretemediği bu dalga türü, ruhun yalnızca bedenden ayrılış sürecini değil, ölüm sonrası hangi bilinç alanına yerleşeceğini de belirler.

Antiçekim dalgaları, klasik fizik yasalarına tâbi olmayan, aşağı çekici kuvvetlerle(inferior) rezonansa girmeyen bir frekans alanını temsil eder. Bu dalgalar taşıyıcı yapı üzerine yüklendiğinde, ruh Dünya’nın manyetik çekim alanına, ardından Güneş’in çekim alanına takılı kalmadan varlığını sürdürebilir. Metafizik dilde bu durum, ruhun üst katmanlara açılabilme selahiyeti ya da dış uzaya açılması ve boyut değiştirme imkânı kazanması olarak ifade edilir. Buradaki boyut değiştirme, mekânsal bir yolculuktan ziyade bilincin yoğunluk ve frekans düzeyinin değişimini anlatabilir . Ruh, düşük yoğunluklu astral alanlara hapsolmak yerine daha yüksek frekanslı bilinç düzlemleriyle uyumlanır. Cennetlere açılır …

Bu noktada Mülk Suresi’nin önemi üzerinde durmak istiyorum . İslamî kaynaklarda Mülk Suresi, kabir azabından koruyucu bir sure olarak zikrediliyor. Bu koruyuculuğun yalnızca sembolik değil, dalga-temelli bir karşılığı olduğunu da düşünüyorum . Mülk Suresi, antiçekim dalgalarını destekleyen ve aktive eden frekanslar ihtiva eder. Her akşam düzenli olarak okunduğunda, bu dalga boyları kişinin holografik dalga bedeni üzerine yerleşir. Böylece kişi, cehennem ateşiyle uyumlu olan aşağı çekici frekans alanlarından bilinç düzeyinde uzaklaştırılır. Yani bu sûrenin aslında tilâveti ruhu aşağı çeken , anti çekim dalgalarına zarar veren etkilere karşı ‘men edici’ bir rol oynayacaktır.

Bu süreç yalnızca ölüm sonrasına yönelik bir koruma sağlamaz aynı zamanda kişiyi, kabir azabına sebep olacak fiilleri üretmekten de men eder demek istiyorum . Çünkü ruhun dalga yapısı, yanlış eylemlerle rezonansa girmeyecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. Bu bağlamda kabir azabından korunmuş bir ruh, zaten işin kalbi hem de akli seviyesi gereği şefaate , himmete ve cennete yönelmiş bir ruhtur. Zira ruhun frekans yerleşimi, onu doğal olarak yukarı yönlü alanlara çeker ve hep çekecektir.

Kabir, bu anlayışta fiziksel bir çukurdan ziyade, ruhun ölüm sonrası yerleştiği bir bilinç hâlidirde. Antiçekim dalgalarıyla stabilize olmuş bir ruh için kabir, bir azap alanı değil cennet bahçelerinden bir bahçe olarak tezahür eder. ((bk. Tirmizî, Kıyamet, 26; el-Akidetu’t-Tahaviye,1/169; Ahmed b. Hanbel, el-Akide, s.64-76; el-lalekâî,  İtikadu ehli’s-sünne, 1/156, 158, 166-Şamile))

Çünkü ruh, aşağı çeken dalga alanlarına tutunmaz infernal olarak tanımlanan düşük yoğunluklu frekanslarla bağ kurmaz. Böylece kabir, bir bekleme alanı olmaktan çıkar ve ruh için huzurlu bir geçiş mekânına dönüşür.

İlmî ve okült terminoloji açısından bakıldığında, burada tarif edilen ruh yapısı klasik fiziğin sınırlarını aşar. Ruh, non-lokal bir bilinç alanı olarak ele alınır ve kuantum alan teorisi, sıfır nokta alanı, vakum enerjisi ve skaler alan kavramlarıyla sembolik bir paralellik taşır. Antiçekim dalgaları, okült sistemlerde yükselici frekans alanı veya ascensional frequency olarak adlandırılırken tasavvufî dilde latîfeler arası geçişi mümkün kılan ince enerjilerle örtüşür. Bu dalgalar, bilinci infernal alanlardan ayırarak eterik ve daha üst bilinç düzlemlerine taşır.

Mülk Suresi’nin düzenli tilavetiyle oluşan etki, bu çerçevede psiko-enerjetik bir modülasyon olarak okunabilir. Beyin ve kalp koheransını artıran, nöral osilasyonları alfa ve teta bantlarına taşıyan bu süreç, bilincin holografik alanla senkronizasyonunu güçlendirir. Okült geleneklerde bu hâl, ruhun astral yoğunluktan eterik düzleme yükselmesi olarak tanımlanır. Bu nedenle kime her akşam Mülk Suresi okumak kolaylaştırılıyorsa, onun ruh yapısı zaten antiçekim dalgalarını taşıyabilecek bir altyapıya sahiptir. Bu da onu doğal olarak cennet ehli kılar.

Mülk sûresini her akşam okuyunuz !

Onur Güven

Kaynaklar :

Tirmizi

Okült Astroloji eğitim arşivi – Onur Güven

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Onur Güven sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin