
Değerli Dostlar , son zamanlarda çok sık konuluşan Büyü, Cadılık ve İslam’da Yeri adına bir paylaşım yapmak istedim.
“İnsanlar tarih boyunca bilinmezlik, korku ve zorluklarla karşılaştıklarında metafiziğe yönelmişlerdir. Özellikle hayatın kontrol edilemez yanlarıyla yüzleşen bireyler, belirsizlikleri anlamlandırmak ve içsel güç bulmak adına spiritüel öğretilere, okültizme ilgi duymuştur. Cadılık ve benzeri ezoterik sistemler de bu çerçevede, hem bir korunma yöntemi hem de bireyin güç kazanma arzusu olarak tarih boyunca var olmuştur. Aciz kaldıkları anlarda, doğaüstü olanla kurdukları bağ, insanın bilinmezlikle mücadele etme ihtiyacının bir yansımasıdır. Ancak tüm bunların Rukye/ kişisel tedavi, olumlu dileklere erişim amaçlı kullanımı uygun bulunmuştur ki nitekim dua okumak , zikir, ibadetlerin bütününde ve kulluk vazifesinin yanında olumlu karşılanmıştır. ‘’
Öncelikle Kabalistik değerlendirme ile başlamak gerekir.

Kabala ve Wicca: Ezoterik Öğretiler Arasındaki Bağlantılar
Wicca ve Kabala, farklı kültürel kökenlere sahip olsalar da, her ikisi de evrenin gizli yasalarını anlamaya ve ruhsal gelişimi sağlamaya yönelik mistik sistemlerdir. Kabala, Yahudi mistisizminin bir dalıdır ve evrenin işleyişini, ruhun doğasını ve Tanrı ile insan arasındaki bağı açıklamaya çalışır.
1. Kabala ve Wicca’nın Ortak Noktaları
Elementler ve Enerji Akışı:
Wicca’da doğa elementleri (Ateş, Su, Hava, Toprak ve Ruh) kutsaldır.
Kabala’da ise Dört Dünya (Asiyah, Yetzirah, Beriyah, Atzilut) kavramı bulunur. Bu dünyalar, evrenin farklı boyutlarını temsil eder ve Wicca’nın element anlayışıyla benzerlik taşır.
Semboller ve Ritüeller:
Wicca’da pentagram, dört elementin ve ruhun birlikteliğini temsil eder.
Kabala’da ise Hayat Ağacı, evrenin işleyişini ve ruhsal yükselişi sembolize eder. Wiccan ritüellerde enerji akışını yönetmek için Kabala’nın mistik yapıları bazen referans alınır.
Tanrısal Denge:

Wicca’da eril ve dişil ilke birlikte ele alınır (Tanrı ve Tanrıça dengesi).
Kabala’da da eril ve dişil enerjilerin dengesi vardır (Hohmah – Bilgelik (eril) ve Binah – Anlayış (dişil)).
Numeroloji ve Astroloji Kullanımı:
Wicca’da büyülerde numeroloji ve astroloji yaygın olarak kullanılır.
Kabala’da da İbrani harfleri ve sayılarla (Gematriya) mistik anlamlar çıkarılır. İslamda ebced ile aynıdır.
Kabala ve Wicca’nın Farklılıkları

Tanrısal Algı:
Kabala’da Tanrı, tüm evreni kuşatan tek ve mutlak bir varlıktır.
Wicca’da ise doğanın tanrısal enerjilerle dolu olduğu düşünülür ve çoktanrıcılık yaygındır.
Büyü ve Ezoterik Pratikler:
Kabala’da büyü (pratik Kabala) yalnızca seçilmiş bilgelere açıktır ve tehlikeli kabul edilir.
Wicca’da büyü, doğanın bir parçası olarak görülür ve kişisel iradeyle kullanılabilir.
Geleneksel Kısıtlamalar:
Kabala’da, öğretiler belirli bir yaşa gelmeden ve ruhsal olgunluğa ulaşmadan çalışılmaz.
Wicca’da, bireysel özgürlük ön plandadır ve her kişi kendi büyü yolunu seçebilir.
Sonuç olarak: Kabala, spiritüel anlayışıyla birçok ezoterik gelenek üzerinde etkili olmuş bir sistemdir ve Wicca da bu etkiden bazı unsurları almıştır. Ancak, Wicca daha serbest ve doğa merkezli bir yol izlerken, Kabala daha disiplinli ve içsel bir mistik öğreti olarak kalmıştır.
Cadılık (Witchcraft), insanlık tarihi boyunca doğa güçleriyle etkileşim kurma, ruhsal enerjileri yönlendirme ve bilinmeyeni bilme çabası olarak şekillenmiştir. Ancak bu tür uygulamalar, her kültürde ve inanç sisteminde farklı şekillerde değerlendirilmiştir.

İslam, büyüyü ve sihri kesin bir dille yasaklamış ve bunu büyük günahlardan biri olarak kabul etmiştir. Kur’an-ı Kerim’de, büyüyle uğraşanların hem dünyada hem de ahirette büyük bir vebal altında oldukları bildirilmiştir:
“Ve onlar, kendilerine zarar verecek, fayda vermeyecek şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki onu (sihri) satın alanın ahirette hiçbir nasibi olmadığını çok iyi biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüydü! Keşke bilselerdi!”
(Bakara Suresi, 102. Ayet)
Bu ayette, büyü yapanların ve yaptıranların ahirette hiçbir nasibi olmadığı vurgulanmaktadır. Büyüyle ilgilenen kişiler, sadece dünyevi bir kazanç elde etmek uğruna, ebedî saadetlerini tehlikeye atmaktadırlar.
Wicca, Cadılık ve Büyünün Tehlikeleri
Modern dünyada cadılık, bireysel bir spiritüel uygulama veya doğayla uyum içinde yaşama sanatı olarak sunulsa da, temelde metafizik güçleri yönlendirmeyi amaçlayan bir uygulamadır ve İslamî perspektife göre caiz değildir.
Wicca gibi neopagan inanışlar, büyüyü etik kurallarla çevrelemeye çalışsa da, büyünün özü gereği bir müdahale sanatı olduğu unutulmamalıdır. Kur’an’da yasaklanan büyü, sadece “kötü” büyü olarak değil, her türlü büyüsel işlem olarak ele alınmıştır.
Bu noktada, büyünün ahiretteki sonuçlarını hatırlamak önemlidir:
“Kim büyü yaparsa ve onu uygularsa, Allah’a ortak koşmuş olur.”
(Tirmizî, Sünen, Hadis No: 1460)
Hadis-i şeriflerde de belirtildiği gibi, büyü yapmak ve yaptırmak şirk (Allah’a ortak koşma) olarak kabul edilmiştir ve bu, İslam’ın en büyük günahlarından biridir.
2.1. Elemental Büyücülük ve İslamî Bakış Açısı

Cadılık uygulayıcıları genellikle farklı elementleri kullanarak büyü yaparlar, ancak bu büyülerin doğası ne olursa olsun, İslamî açıdan kesin bir şekilde yasaklanmıştır.
Su Büyüleri ve Hidromansi
Su cadıları, su elementini kehanet ve spiritüel arınma ritüellerinde kullanırlar.
İslam’da kehanet ve gaybı bilme çabası haramdır. Allah, gaybı sadece kendisinin bildiğini vurgulamıştır:
“De ki: Göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse gaybı bilmez.”
(Neml Suresi, 65. Ayet)
Su aracılığıyla yapılan büyü ve kehanet yöntemleri, İslam’da batıl inançlar olarak değerlendirilir.
Ateş Ritüelleri ve Koruyucu Büyüler
Ateş büyüleri genellikle enerji yönlendirme ve korunma amacıyla kullanılır.
İslam’da korunma için büyü yapmak yerine, Felak ve Nas sureleri gibi korunma dualarının okunması tavsiye edilir.
“Ve büyü yapanların düğümlere üflediği kötülüklerden sana sığınırım.”
(Felak Suresi, 4. Ayet)
Yeşil Cadılık, Bitkisel Büyüler ve Şifa
Yeşil cadılar, bitkileri şifa ve büyü amaçlı kullanırlar.
İslam, bitkisel tedaviye karşı değildir, ancak büyü veya spiritüel müdahale amacıyla kullanılması yasaktır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bitkilerle şifa bulmayı teşvik etmiş, ancak büyüsel ritüellerle yapılan iyileştirme yöntemlerini reddetmiştir.
Mutfak Cadılığı ve Niyetin Önemi
Mutfak büyüleri, yemeklerin enerjisel olarak yönlendirilmesi esasına dayanır.
İslam’a göre, yiyeceklere büyü veya sihir yapmak haramdır. Ancak bir Müslüman, yemek yaparken besmele çekerek, dua okuyarak ve helal gıdalar kullanarak, yemeklerine bereket katabilir.
3. Büyünün Zararlı Etkileri ve Şeytanî Boyutları

İslamî literatürde büyünün temel kaynağı olarak şeytan ve cinler gösterilmiştir. İnsanları büyü yoluyla manipüle edenler, aslında şeytanî bir düzene hizmet etmiş olurlar.
“Şeytanlar, insanlara büyü öğrettiler ve Babil’deki iki meleğe (Harut ve Marut’a) indirileni öğrettiler. Ancak onlar, ‘Biz sadece bir imtihanız, sakın inkâra düşme’ demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi.”
(Bakara Suresi, 102. Ayet)
Bu ayette, büyünün Allah tarafından insanlara bir sınav olarak sunulduğu ve bununla imtihan edilen kişilerin sorumlu olduğu vurgulanmaktadır.
4.Büyüden Korunma ve Alternatif İbadetler
İslam, büyüye karşı korunmak için birtakım dualar ve ibadetler önerir:
1. Felak ve Nas Sureleri: Kötü enerjilerden korunmak için sabah ve akşam okunmalıdır.
2. Ayet-el Kürsi: Büyü ve nazardan korunma için güçlü bir ayettir.
3. Besmele ile İşe Başlama: Her işin başında besmele çekmek, negatif enerjilere karşı bir kalkandır.
4. Helal Gıdalar Tüketmek: Ruhsal dengeyi sağlamak için haram ve şüpheli gıdalardan kaçınılmalıdır.
5. Sonuç: Cadılık, Büyü ve İslamî Yaklaşım
Cadılık, tarih boyunca doğayla uyum içinde çalışma ve evrenin enerjilerini yönlendirme olarak tanımlansa da, İslamî bakış açısına göre bu uygulamalar insanı Allah’tan uzaklaştıran birer fitnedir.
Büyü yapan da yaptıran da büyük bir günah işlemiş olur. İslam, insanları bu tür uygulamalardan uzak durmaya çağırarak, şirkten sakınmalarını öğütlemiştir.
Sonuç olarak, büyüyle uğraşmak yerine, dualara ve ibadetlere yönelmek, Allah’ın koruması altına girmek için en doğru yoldur.
Ekmek
Büyü ve Rükye Arasındaki Fark: Korunma İçin Doğru Yöntem

İslam’da rukye metotları , yani korunma, şifa , dileklere dair dualar da, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından tavsiye edilen bir uygulamadır ve kesinlikle büyüyle karıştırılmamalıdır. Rukye, Kur’an ayetleri ve sahih dualarla yapılan manevi bir korunma ve şifa yöntemidir. Büyü ise, şeytanî bir müdahale aracıdır ve İslam’da kesin olarak yasaklanmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:
“Size Felak ve Nas surelerini okuyarak korunmanızı tavsiye ederim. Bunlar her türlü kötülüğe karşı bir kalkandır.”
(Tirmizî, Deavât, 12)
Rükye; Ayet-el Kürsi, Felak, Nas ve Fatiha sureleri ile yapılan, İslam’ın onayladığı bir korunma yöntemidir. Ancak büyü ile ilgili tüm uygulamalar, kaynağı ne olursa olsun haramdır ve büyük bir günah olarak kabul edilir.
Sonuç olarak, bir Müslüman’ın büyüye başvurmadan, sadece Allah’a yönelerek korunma yollarını araması gerekir. Bunun en güçlü yolu ise Kur’an-ı Kerim ve sünnette bildirilen rükye uygulamalarıdır.
Onur Güven

