Biz bu dünyaya maddeyi deneyimlemeye geliyoruz. Aksi halde ‘ışık bedenler ‘ olarak galaktik boyutta olurduk. Bu yüzdendir ki dünyanın burcu Boğadır(metaproses) Gelirken çıplak gelip, bir beyaz kundağa sarılıyoruz , giderken de çıplak gidip , bir beyaz kefene sarılıyoruz. (Akrep ) Gelirken ağlayarak geliyoruz ( doğal zodyakta ay yengeç / Mars koç karesi boşuna değildir) , giderken de ağlanarak , gözyaşlarıyla uğurlanıyoruz. Tekamül yolculuğunda , hayatımız boyunca madde bizi , biz maddeyi geliştiriyoruz. Bu yolla her türlü duygu realitesini de deneyimlemiş oluyoruz ( ki bu da bizi robotlardan ayıran en temel özellik ! )Yatırımlarımız hep bu dünyaya ama öldüğümüzde yanımızda hiçbir şey götüremiyoruz(sadece dalga bedenimize yüklediğimiz + dalgalar ve inanç kuvveti ). “ İncinmesin diye üstüne titrediğiniz , üşümesin diye üstünü örttüğünüz birini toprağa vermeden hayatın gerçek anlamını anlayamazsınız” derler. Gerçekten de insanoğlu sevdiği birini kaybetmeden , bu dünyanın ne kadar boş ve yalan olduğunu anlayamıyor. Uranüs ‘ün temmuz 2025 ‘te boğa burcundan çıkıp , ikizler burcuna girmesi ile maddenin ve hedoninin esaretinden biraz olsun kurtulup , bilginin ve iletişimin öneminin daha da anlaşılacağı bir sürece de girmiş olacağız . Cebrail’in ilk vahyi getirdiğinde “oku “ diye söylediği şeyin gerçek sırrına, kollektif olarak ulaşabilmemiz dileğiyle …
Onur Güven

